Tip 1 Diyabet

Tip 1 diyabet otoimmün mekanizmalara bağlı olarak insülinin pankreasta hiç üretilmediği ya da çok az üretildiği tiptir. Tip 1 diyabetli hastalar genellikle insülini hiç üretmemektedirler İnsülin vücutta hiç bulunmadığından, diyabet ancak insülin enjeksiyonu veya pompayla tedavi edilebilir. Genellikle çocuk yada genç erişkin çağda ortaya çıkar

Tip 2 Diyabet

Tip 2 diyabet daha çok insülin direnciyle karakterizedir. Tip 2 diyabette insülin yeterince düzenli salınıp etkili olamamaktadır. Tip 2 diyabetli kişilerde, insülin üretimi azdır veya insülin miktarları normal, hatta fazla bile olabilir fakat onu hücreler yeterince kullanamamaktadırlar. Tip 2 diyabet en yaygın diyabet tipidir, tüm diyabetlilerin %90-95’ini oluştururlar

İnsülin Nedir?

İnsülin, Pankreasın Langerhans Adacıklarının β hücrelerinden sentezlenen, iki zincirden oluşan (A zinciri 21 aa, B zinciri 30 aa), MA’sı 6000 Dalton dolaylarında olan ve kan şekerini düzenleyen protein yapıda bir hormondur

İnsülin Direnci (=İnsülin Rezistansı) Nedir?

İnsan organizması için en önemli enerji kaynaklarından birisi glukoz yani şekerdir. Vücudumuzun ana besin kaynağı olan şeker, enerji sağlayabilmek için kandan vücut hücrelerinin (kas hücreleri, yağ hücreleri ve karaciğer hücreleri) içine girmelidir.İnsülin, kandaki şekerin kandan ayrılarak hücre içine girmesini sağlar. Kanda yüksek olan insülin önceleri kan şekerini hücrelere sokar, ancak hücrelerin alabileceğinden daha çok enerji vücuda girerse insülin artık bu görevini yapamaz hale gelir. İnsülin hormonunun yeterince etkili olamamasına insülin direnci adı verilir.Kısacası İnsülin Direnci, dokuların, insülin hormonunun normal uyarılarına yanıt vermemesi durumudur. İnsülin direnci olan kişilerin karaciğer, yağ ve kas hücreleri, insüline düzgün cevap veremez ve kan şekeri yükselmeye devam eder. Bunun sonucunda; şeker seviyesini düşürmek için refleks cevap olarak, pankreas bezi daha fazla insülin salgılar. Bu salgılama işlemi sonsuz değildir ve bir müddet sonra pankreas bezi yeterli insülin üretemez yani pankreas yorulur ve daha fazla insülin salgılayamayacak hale gelir. Kanda giderek yükselen şeker, Tip 2 Diabetes Mellitus hastalığının gelişeceği kısır bir döngüyü başlatmış olur. İnsülin direnci, Tip 2 Diabetes Mellitus hastalığının temel mekanizmasıdır

TARÇIN TÜKETİMİ İLE AĞIRLIK YÖNETİMİNDE ETKİSİ NELERDİR?

Tropikal Güney Hindistan ve Sri Lanka’da deniz seviyesinden 900 m’ye kadar doğal bir yayılış göstermektedir. Zamanla Hint Okyanusu adaları ve Güneydoğu Asya boyunca da yayılmıştır. Günümüzde Afrika’nın bazı bölgeleri, Endonezya, Güney Amerika, Sri Lanka, Hindistan’ın kıyı bölgesi, Malezya, Madagaskar, Büyük ve Küçük Antiller ile Seyşel adalarında yaygın olarak kültürü yapılmaktadır.Peki diyabet tanısı alan bireylerde tarçın kullanıldığında nasıl etkisi olur diye sorulduğunda işte onun cevabı da ; Glikojen sentaz aktivitesini artırır, insülin reseptörlerini aktifleştirir ve insüline hassasiyeti artırarak etki gösterir. Tip 1 diyabet üzerinde etkili değildir.Klinik çalışmalarda tip 2 diyabet tanısı alan bireylere 3 gr tarçın ekstresi verildiğinde ise açlık kan glikoz, trigliserit, kolesterol ve LDL kolesterolü önemli ölçüde bir düşüş olmuştur.Gerek tarçın ekstresi gerekse tarçın kabuğu kullananlarda bu durum söz konusudur.Tarçın kullanımı sadece kilo problemi olan ya da tip 2 diyabet tanısı olan bireyler için geçerli değildir.Aynı zamanda günümüz gençlerin büyük bir sorunu olan polikistik sendrom (PCOS) yani halk dilinde çikolata kisti diye de karşımıza çıkmaktadır.İnsülin direnci ile PCOS doğrudan ilişkilidir.Danışanlar/hastalar tarçın kullanıldığı takdir de insülin direncini baskılayarak daha kolay kilo verir.Bir başka çalışmada ise PCOS tanılı bireylere 1g/gün tarçın ektresi verildiğinde insülin direncinde anlamlı bir azalma görülmüştür.

Ben danışanlarıma gönül rahatlığıyla içtikleri suya,bitki çaylarına ya da meyvelerin üzerine toz tarçın eklemelerini öneriyorum.Tarçın bi yandan da tokluk merkezini uyararak tokluk hissi uyandırıyor bi yandan ise insülin seviyesine etki ederek tatlı krizlerinin önüne geçiyor.

 

Yazar Hakkında

1991 yılında Konya' da doğdum.İlk ve ortaöğretimi Özel Diltaş Koleji'nde tamamladıktan sonra geri kalan eğitimimi Ankara'da devam ettim.2014 yılı Başkent Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik bölümü'nden mezun oldum.Mesleğine aşık biriyim.İnsanlara yararlı olduğumu gördükçe mesleğime sımsıkı sarılıyorum.Stajyerken gönüllü olarak birkaç hastanede çalıştım.Çeşitli konularda(talasemi hastalarında beslenme durumunun saptanması,ülser hastalığında probiyotik kullanımının etkisi,böbrek taşlarında beslenmenin önemi,besin alerjisi ve intoleransı vb.) seminerler hazırlayıp sundum.Gezmeyi dolaşmayı yeni yerler keşfetmeyi sevdiğim gibi gittiğim yerlerin yemeklerini de öğrenip menülerimde yer vermeyi severim. Hastalıklarda Diyet Tedavisinin Klinik Uygulamalara Yansıması Sempozyumu, Onkoloji Diyetisyenliği Kursu, 3. Ulusal Sağlıklı Yaşam Sempozyumu, Kardiyoloji Diyetisyenliği Kursu, Çocuk Hastalıklarında Beslenme Sempozyumu, Temel Nütrisyon Güz Kursuna ve ilk 1000 gün anne bebek beslenmesine katılıp sertifika aldım ve Türkiye Yüksek İhtisas Hastanesi ve Ankara Başkent Üniversitesi Hastanesi Tip 2 Diyabet Hastalarında Görülen Kronik Hastalıkların Belirlenmesine Yönelik Araştırması yaptım.Poster sunumumu da 1-5 Yaş Çocuğu Olan Annenin Beslenme Bilgi Düzeyinin Saptanması Araştırması üzerine yaptım.2015 yılında Başkent Üniversitesinde tezli yüksek lisansa başladım ve halen devam etmekteyim.Türkiye Diyetisyenler Derneği üyesiyim.

İlgili Yazılar

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.