“Hurma yağı olarak da bilinen palmiye yağı, ana üreticileri Malezya ve Endonezya olan ülkelerde hurma yağı ağacından üretilen bitkisel bir yağdır.Palm yağı, hem meyvenin taze kısmından hem de palm bitkisinin çekirdeğinden elde ediliyor. Palm meyvesinin çekirdeğindeki yağ depolanması 12 ve 16. haftalar arasında, mezokarpta yağ depolanması ise 15 ve 20. haftalar arasında gerçekleşiyor. Meyvenin mezokarp kısmından elde edilen ham palm yağı ise toplam palm yağı üretiminin % 55’ini oluşturmaktadır.

PALM YAĞININ ÖZELLİKLERİ NELER?

Palm yağı; alfa, beta, gama, delta tokotrienoller ve tokoferoller, karotenoidler, steroller, fosfolipitler, glikolipitler ve koenzim Q10 içeriyor. Ayrıca bu yağ, pişirme yağı olarak da kullanılmak üzere margarinlere ve çeşitli hazır gıdalara eklenirken, FAO (BM Gıda ve Tarım Örgütü) ve WHO’nun (Dünya Sağlık Örgütü) ortak kuruluşu olan uluslararası CODEX Allimentarius Komisyonu tarafından, 17 yemeklik yağ çeşidinden biri olarak da kabul edilmektedir
Bu yağın üretimi de talep doğrultusunda giderek artmaktadır. Palmiye yağının yılda yaklaşık 28 milyon tonluk üretimi ile dünya çapında en çok üretilen yağlar sınıfında soya yağından sonra ikinci sırada geldiği görülüyor. Bunun nedeni olarak palmiye yağının diğer yağlara göre dayanıklı ve ucuz olması gösteriliyor.

PALM YAĞI HANGİ ÜRÜNLERDE KULLANILIYOR?

*Bazı çikolatalara pürüzsüz ve parlak bir görünüm sağlamak ve erimesini önlemek için eklenmiştir.
*Palmiye yağı margarinin oda sıcaklığında katı halde bulunması için kullanılır.
*Dondurulmuş pizza hamurlarında yapışmayı engellemek için ilave edilir.
*Dondurmaya pürüzsüz ve kremsi bir yapı katmak için eklenir.
*Paketlenmiş ekmeklerde de oda sıcaklığında katı olduğundan, pişmesi kolay olduğundan ve ucuz olmasından dolayı tercih edilir.
*Vejetaryen ve vegan ürünlerinde de bulunabilir.
*Sabun, deterjan gibi temizlik ürünlerinde bulunur.
*Şampuanlarda ise, çoğu şampuanın saçlardan sıyırdığı doğal yağları geri getirmeye yardımcı olmak için kıvamlandırıcı ajan olarak kullanılır.
*Palmiye yağı rujlarda da erimesini engellemek ve pürüzsüzlük sağlamak için tat verme gibi bir özelliği de olmadığından dolayı çok fazla tercih edilir.
*Bir üründe palmiye yağının bulunup bulunmadığını ise etiketine bakarak anlayabiliriz.

PALM YAĞI NEDEN ZARARLI?

Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi’nin raporunda palmiye yağının doğal kırmızı renginin sökülmesi ve kokusunun ortadan kaldırılması için yüksek sıcaklıklar uygulandığı belirtiliyor. Bu işlem de glisidil yağlı asit esterleri olarak adlandırılan atık maddelerin oluşumuna neden oluyor. Bu maddelerin hazmı sonucunda da tümör oluşumuna yol açtığı düşünülen glisidol oluştuğu görülüyor.
2016 yılında Avrupa Gıda Güvenliği Ajansı’nın (EFSA) palmiye yağına ilişkin yayınladığı araştırmada ise 200 derece üzerinde ısıtılan palmiye yağının diğer bitkisel yağlardan daha fazla kanserojen madde taşıdığı için tehlikeli olduğu belirtilmiştir. Ancak araştırmada palmiye yağının tüketilmemesine dair herhangi bir tavsiye yer almamış, risk seviyesinin daha iyi değerlendirilmesi gerektiği söylenmiştir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) de palmiye yağının potansiyel riskine dikkat çekmiş ancak gıdalarda kullanılmasına bir kısıtlama getirmemiştir.”
Ülkemizde ve tüm Dünya da yaygın olarak kullanılan palm yağının şuana kadar bi yan etkisi bulunmamıştır.Yağlar yüksek sıcaklığa maruz kalındığında oksidasyona neden olarak kanserojen olma durumu görülebilmektedir.Yalnız bu belirttiğim tüm yağlar için gereklidir.Her yağ için bir dumanlanma noktası vardır ve bu limiti aşılmadığı sürece herhangi bir yan etkisi görülmediği Dünya Sağlık Örgütü tarafından bildirilmiştir.Ankara diyetisyenleri olarak 24nda gerekli ve yeterli bitkisel yağ tüketimine özen göstermekteyiz.Bitkisel yağlar bizi başta kanser olmak üzere birçok kronik hastalıktan korumaktadır.

Yazar Hakkında

1991 yılında Konya' da doğdum.İlk ve ortaöğretimi Özel Diltaş Koleji'nde tamamladıktan sonra geri kalan eğitimimi Ankara'da devam ettim.2014 yılı Başkent Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik bölümü'nden mezun oldum.Mesleğine aşık biriyim.İnsanlara yararlı olduğumu gördükçe mesleğime sımsıkı sarılıyorum.Stajyerken gönüllü olarak birkaç hastanede çalıştım.Çeşitli konularda(talasemi hastalarında beslenme durumunun saptanması,ülser hastalığında probiyotik kullanımının etkisi,böbrek taşlarında beslenmenin önemi,besin alerjisi ve intoleransı vb.) seminerler hazırlayıp sundum.Gezmeyi dolaşmayı yeni yerler keşfetmeyi sevdiğim gibi gittiğim yerlerin yemeklerini de öğrenip menülerimde yer vermeyi severim. Hastalıklarda Diyet Tedavisinin Klinik Uygulamalara Yansıması Sempozyumu, Onkoloji Diyetisyenliği Kursu, 3. Ulusal Sağlıklı Yaşam Sempozyumu, Kardiyoloji Diyetisyenliği Kursu, Çocuk Hastalıklarında Beslenme Sempozyumu, Temel Nütrisyon Güz Kursuna ve ilk 1000 gün anne bebek beslenmesine katılıp sertifika aldım ve Türkiye Yüksek İhtisas Hastanesi ve Ankara Başkent Üniversitesi Hastanesi Tip 2 Diyabet Hastalarında Görülen Kronik Hastalıkların Belirlenmesine Yönelik Araştırması yaptım.Poster sunumumu da 1-5 Yaş Çocuğu Olan Annenin Beslenme Bilgi Düzeyinin Saptanması Araştırması üzerine yaptım.2015 yılında Başkent Üniversitesinde tezli yüksek lisansa başladım ve halen devam etmekteyim.Türkiye Diyetisyenler Derneği üyesiyim.

İlgili Yazılar

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.