Böbrek taşlarının geçmişi Mısır mumyalarına dayanmaktadır.Böbrek taşların otopsilerin %1 inde bulunmuştur.İdrar taşının oluşumunun dağılımı dünyada farklı değişkenliktedir.Yüksek prevelanslı olan bölgeler; İskandinav ülkeleri, Britanya adaları, Kuzey Avustralya, Orta Avrupa, Malezya’nın bir bölümü, Çin, Pakistan, Batı Hindistan.Asya da taş kuşağı/ bölgesi Sudan, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Hindistan,Myanmar, Tayland, Endonezya ve Filipinler genişliğinde yayıldığı bildirilmiştir.Amerika Birleşik Devletlerinde 1964-1972 yılları arasında taş prevelansı iki katına çıkmıştır. 1980’lerin başında ise dengelendiği görülmektedir.

Üriner sistem hastalığı,idrar yollarında taşın mevcut olması ile tanımlanır ve dünyanın birçok bölgesinde geniş hasta popülasyonunu etkileyebilen, endüstrileşmiş toplumlarda giderek artmakta olan ciddi bir sağlık sorunudur.Böbrek taşlarına nefrolitiyazis denir. Böbrek taşlarının % 80’inin yapısında kalsiyum oksalat (CaOx) ve kalsiyum fosfat (CaP) bulunmaktadır; % 10’u strüvitten, % 9’u ise ürik asitten oluşmaktadır. Taşların %1’i ise sistin veya amonyum asit ürattan oluşur, ya da ilaç kullanımına bağlı olarak taşlar oluşmaktadır.Günümüzde genel olarak kabul edilen risk etkenleri, hiperkalsiüri,hiperokzalüri,hiperürikozüri ve hipositratüri olup , azalmış idrar miktarı da bu duruma neden olabilen çok önemli faktörlerden biridir.

Beslenme ,yaş ve cinsiyet,sıvı alımı,genetik,coğrafya, iklim ve mevsimsel etkenler,meslek gibi birçok faktör de taş hastalığının oluşumunda önemlidir

BÖBREK TAŞLARI İÇİN DİYET YÖNETİMİ

Havaların ısınmasıyla vücudumuzda hem ter yoluyla hem de idrar yoluyla sıvı kaybı yaşanmaktadır. Vücudumuzda sıvı kaybı hem fizyolojik hem biyolojik durumumuzu etkilememektedir.Kaybedilen sıvı tekrar kazanılmazsa günlük aktivitelerimiz ,ruhsal durumumuzu,bedenimiz yorgun düşer. Birçok çalışmada sıvı alımının artışı taş oluşma riskini azaltmaktadır. Düşük sıvı alımı ;idrar çıkışı azalır ve idrar akımı yavaşlar,bunlarla birlikte taş oluşum riski de artmaktadır.Yeterli sıvı alındığında günlük idrar çıkışı en az 2.5 L üretilmesi tavsiye edilmektedir.

BÖBREK TAŞI HASTALIĞI OLDUĞUMUZDA KALSİYUMU HAYATIMIZDAN ÇIKARMALI MIYIZ?

Normal şartlar altında diyetle kalsiyum yaklaşık %20 emilir.Kalsiyum alımını azaltarak kalsiyum taşı oluşum riskini azaltabilir yanılgı yaygındır. Gözlenen çalışmalarda düşük kalsiyumlu diyet; semptomatik böbrek taşı oluşum riskini arttırdığını göstermektedir.Düşük kalsiyumlu diyet ile sindirim yolundaki yeterince kalsiyum ve oksalatın bağlanamaması oksalat geri emilimini ve idrardaki oksalata atılımını arttırır.Eğer yemekle birlikte kalsiyum da tüketilirse okzalat emilimi azalır.Yapılan başka bir çalışmada ise diyette normal kalsiyum ve düşük hayvansal protein tüketen hastalara kıyasla düşük kalsiyumlu ve hayvansal protein tüketen hastalara göre böbrek taşı oluşumu %51 daha azaltır. Diyetteki kalsiyum kaynakları süt ürünleri: kalsiyumla zenginleştirilmiş besinler  ör:portakal suyu, soya sütü, tofu ve seçilmiş tahıllar ,kemikli sardalye ve bademler.

Hedefteki kalsiyum alımı  1,200 mg. Diyetteki kalsiyum ;kalsiyum takviyesini önler çünkü böbrek taşı oluşum riskini arttırmasıyla ilişkilidir.Bunun tam nedeni açıklanmamıştır ama aşırı kalsiyum ya da kalsiyum alımı zamanlaması ikinci etken olduğu düşülmektedir.

Hastalar;düşük sodyumlu diyet ile kalsiyum alımı kombine edilmelidir çünkü sodyum klorür,idrarda kalsiyum atılımına yol açmaktadır.Her gün 2300 mg ya da 1 tatlı kaşığı tuz alımı,idrarda kalsiyum 23 mg bir artış görülmektedir.

Gerek genetik gerekse beslenme bozukluğundan kaynaklanan böbrek taşı hastalığında diyetisyeninize danışarak bu hastalıktan kurtulabilirsiniz ve diyet listesi diye gündemde olan ama sıkıcı ve yanlış listelerden kurtulmuş olacaksınız.

Yazar Hakkında

1991 yılında Konya' da doğdum.İlk ve ortaöğretimi Özel Diltaş Koleji'nde tamamladıktan sonra geri kalan eğitimimi Ankara'da devam ettim.2014 yılı Başkent Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik bölümü'nden mezun oldum.Mesleğine aşık biriyim.İnsanlara yararlı olduğumu gördükçe mesleğime sımsıkı sarılıyorum.Stajyerken gönüllü olarak birkaç hastanede çalıştım.Çeşitli konularda(talasemi hastalarında beslenme durumunun saptanması,ülser hastalığında probiyotik kullanımının etkisi,böbrek taşlarında beslenmenin önemi,besin alerjisi ve intoleransı vb.) seminerler hazırlayıp sundum.Gezmeyi dolaşmayı yeni yerler keşfetmeyi sevdiğim gibi gittiğim yerlerin yemeklerini de öğrenip menülerimde yer vermeyi severim. Hastalıklarda Diyet Tedavisinin Klinik Uygulamalara Yansıması Sempozyumu, Onkoloji Diyetisyenliği Kursu, 3. Ulusal Sağlıklı Yaşam Sempozyumu, Kardiyoloji Diyetisyenliği Kursu, Çocuk Hastalıklarında Beslenme Sempozyumu, Temel Nütrisyon Güz Kursuna ve ilk 1000 gün anne bebek beslenmesine katılıp sertifika aldım ve Türkiye Yüksek İhtisas Hastanesi ve Ankara Başkent Üniversitesi Hastanesi Tip 2 Diyabet Hastalarında Görülen Kronik Hastalıkların Belirlenmesine Yönelik Araştırması yaptım.Poster sunumumu da 1-5 Yaş Çocuğu Olan Annenin Beslenme Bilgi Düzeyinin Saptanması Araştırması üzerine yaptım.2015 yılında Başkent Üniversitesinde tezli yüksek lisansa başladım ve halen devam etmekteyim.Türkiye Diyetisyenler Derneği üyesiyim.

İlgili Yazılar

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.