Keçiboynuzu (Ceratonia siliqua), baklagiller (Fabaceae) familyasından olup, Akdeniz ikliminin hüküm sürdüğü yerlerde doğal olarak yetişen ve baklaları (meyveleri) yenen, sürekli yeşil çalı ya da ağaç formunda olan bir bitki türüdür

Keçiboynuzu meyvesi, çözünmez posa ve polifenollerden (tanin) zengin bir besindir ve bu özelliği ile insan sağlığına pek çok yararlı etkisi vardır

Ülkemizde son yıllarda keçiboynuzu meyvelerinden üretilen kızartılmış keçiboynuzu parçaları, yaygın olarak özellikle fırıncılık ürünlerinde, pasta ve şekerleme ürünlerinde ve düşük enerjili çerezlik ürünlerde çikolata yerine kullanılmaktadır veya meyve öğütülerek un haline getirilmekte ve bu un süte karıştırılarak kakao alternatifi bir ürün olarak kullanılmaktadır.

Keçiboynuzu meyvesi püresinde temel şeker olarak %46 oranında sükroz ve ayrıca C vitamini, nikotinik asit ve kalsiyum pentotanat bulunmaktadır.

Keçiboynuzunun yağ içeriği diğer yağlı tohumlarla karşılaştırıldığında daha düşüktür. Dolayısıyla ara öğünlerde ya da atıştırmalık olarak yağlı tohumlar yerine keçiboynuzu tüketilmesi yararlı olabilir.

Keçiboynuzu ister sert şeklinde isterse pekmezi şeklinde tüketebilirsiniz ama ben kabuk yani sert şeklinde ara öğün olarak da tüketilebilir.Lakin pekmezini tüketirken ölçüsüne dikkat ediniz.Yapılan çalışmalarda keçiboynuzu tüketildiği takdirde aşağıda belirttiğim gibi birçok hastalıktan koruyucu etkisi mevcuttur.Keçiboynuzu vücudumuzda neler mi yapıyor bir inceleyelim…

  • Kalp ve Damar Hastalıklarından Koruyucu Özelliği Vardır
  • Keçiboynuzu Kolesterole İyi Gelir
  • Keçiboynuzu Sindirim Sistemine Yardımcı Olur
  • Keçiboynuzu İshale Karşı Etkilidir
  • Keçiboynuzu Akciğer Kanserinden Korur
  • Hasarlı Hücreleri Onarır
  • Alerjik Hastalıklara Karşı Keçiboynuzu
  • Astım ve Bronşit Hastalıklarına Karşı Etkilidir
  • Kemik Erimesine Karşı Koruyucudur
  • Sinir Sistemini Korur, Çocuklarda Zeka Geliştirici Özelliği Vardır

Yazar Hakkında

1991 yılında Konya' da doğdum.İlk ve ortaöğretimi Özel Diltaş Koleji'nde tamamladıktan sonra geri kalan eğitimimi Ankara'da devam ettim.2014 yılı Başkent Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik bölümü'nden mezun oldum.Mesleğine aşık biriyim.İnsanlara yararlı olduğumu gördükçe mesleğime sımsıkı sarılıyorum.Stajyerken gönüllü olarak birkaç hastanede çalıştım.Çeşitli konularda(talasemi hastalarında beslenme durumunun saptanması,ülser hastalığında probiyotik kullanımının etkisi,böbrek taşlarında beslenmenin önemi,besin alerjisi ve intoleransı vb.) seminerler hazırlayıp sundum.Gezmeyi dolaşmayı yeni yerler keşfetmeyi sevdiğim gibi gittiğim yerlerin yemeklerini de öğrenip menülerimde yer vermeyi severim. Hastalıklarda Diyet Tedavisinin Klinik Uygulamalara Yansıması Sempozyumu, Onkoloji Diyetisyenliği Kursu, 3. Ulusal Sağlıklı Yaşam Sempozyumu, Kardiyoloji Diyetisyenliği Kursu, Çocuk Hastalıklarında Beslenme Sempozyumu, Temel Nütrisyon Güz Kursuna ve ilk 1000 gün anne bebek beslenmesine katılıp sertifika aldım ve Türkiye Yüksek İhtisas Hastanesi ve Ankara Başkent Üniversitesi Hastanesi Tip 2 Diyabet Hastalarında Görülen Kronik Hastalıkların Belirlenmesine Yönelik Araştırması yaptım.Poster sunumumu da 1-5 Yaş Çocuğu Olan Annenin Beslenme Bilgi Düzeyinin Saptanması Araştırması üzerine yaptım.2015 yılında Başkent Üniversitesinde tezli yüksek lisansa başladım ve halen devam etmekteyim.Türkiye Diyetisyenler Derneği üyesiyim.

İlgili Yazılar

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.