Üzüm içeriğinde daha çok glikoz ve fruktoz içeriği bakımından zengindir.Yapılan klinik çalışmalarda üzüm ve çekirdeği tüketildiğinde kardiyovasküler hastalık,tip 2 diyabet,kanser ve kronik hastalık riskini azalttığı kanıtlanmıştır.

Üzümdeki: Fenolik Antioksidan

Üzüm çekirdeğinin içeriğinde antosiyanin,kateşin,resveratrol ve fenolik asitler bulunmaktadır.Taze olarak 100 gr üzümde 63-182 mg fenolik içeriğe sahiptir.Fenolik içeriğin ise %65-76’sı flavonoid içermektedir.Üzümün dış kısmında ve çekirdeğinde antioksidan miktarı oldukça fazladır.Yüksek oranda A, B ve B6 vitaminleri içermesi sebebiyle vücudun ihtiyacı olduğu bazı vitaminlerin ihtiyacını karşılar. Kansere karşı vücudu korur, kalp dostudur. Yüksek oranda folik asit içerir. Kolesterolün düzenlenmesine yardım eder.

Kara üzüm çekirdeği, böbreklerin çalışmasını hızlandırır, sindirim sisteminin düzenli çalışmasını sağlar. Kabızlığı önleyici etkisi vardır. Karaciğer hastalıkları ve gut hastalığına karşı koruyucudur. Romatizma ağrılarınız için de bu şifalı çekirdekleri tüketmeniz yeterlidir. İyi bir enerji kaynağıdır. Ayrıca cildinizin pürüzsüz ve güzel görünmesini sağlar. Eğer sizde kara üzüm çekirdeği faydaları konusunda bilgiliyseniz ve güzel yenilenmiş bir cilde sahip olmak istiyorsanız mutlaka tüketmelisiniz.

Alzheimer hastalığı için de mutlaka tercih edilmelidir.

Histamin salgısını azaltarak alerjiye karşı önleyici etkide bulunması da vardır

Yapılan hayvan  çalışmalarında diyet içerikleri aynı sadece aldıkları üzüm miktarları  %5,%10 ve %20 şeklinde verilip ve kan bulgularına bakıldığında total kolesterol, Trigliserid ve LDL anlamlı bir düşüş gözlenirken HDL kolesterolde ise anlamlı bir artış olduğu görülmüştür.Bununla da kalmayıp ürik asit ve kreatin düzeylerine bakıldığında ise bu değerlerde de anlamlı bir düşüş olduğu saptanmıştır.Üzümü çekirdeğiyle dengeli ve yeterli tüketildiğinde antioksidan seviyesinde de bir artış olmaktadır bu durumda hastalıktan koruyucu etkisi olduğunu kanıtlar niteliktedir.Bu çalışma sadece hayvan deneylerinde yapılmıştır ancak insan deneylerinde de bu durum söz konusu olup diyetisyeninizin önerdiği miktarlarda ve çekirdeğiyle yemenizi tavsiye ederim.

Yazar Hakkında

1991 yılında Konya' da doğdum.İlk ve ortaöğretimi Özel Diltaş Koleji'nde tamamladıktan sonra geri kalan eğitimimi Ankara'da devam ettim.2014 yılı Başkent Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik bölümü'nden mezun oldum.Mesleğine aşık biriyim.İnsanlara yararlı olduğumu gördükçe mesleğime sımsıkı sarılıyorum.Stajyerken gönüllü olarak birkaç hastanede çalıştım.Çeşitli konularda(talasemi hastalarında beslenme durumunun saptanması,ülser hastalığında probiyotik kullanımının etkisi,böbrek taşlarında beslenmenin önemi,besin alerjisi ve intoleransı vb.) seminerler hazırlayıp sundum.Gezmeyi dolaşmayı yeni yerler keşfetmeyi sevdiğim gibi gittiğim yerlerin yemeklerini de öğrenip menülerimde yer vermeyi severim. Hastalıklarda Diyet Tedavisinin Klinik Uygulamalara Yansıması Sempozyumu, Onkoloji Diyetisyenliği Kursu, 3. Ulusal Sağlıklı Yaşam Sempozyumu, Kardiyoloji Diyetisyenliği Kursu, Çocuk Hastalıklarında Beslenme Sempozyumu, Temel Nütrisyon Güz Kursuna ve ilk 1000 gün anne bebek beslenmesine katılıp sertifika aldım ve Türkiye Yüksek İhtisas Hastanesi ve Ankara Başkent Üniversitesi Hastanesi Tip 2 Diyabet Hastalarında Görülen Kronik Hastalıkların Belirlenmesine Yönelik Araştırması yaptım.Poster sunumumu da 1-5 Yaş Çocuğu Olan Annenin Beslenme Bilgi Düzeyinin Saptanması Araştırması üzerine yaptım.2015 yılında Başkent Üniversitesinde tezli yüksek lisansa başladım ve halen devam etmekteyim.Türkiye Diyetisyenler Derneği üyesiyim.

İlgili Yazılar

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.