Anne adaylarının beslenme ihtiyaçları, gebelikte ortaya çıkan fizyolojik değişiklikler ve fetusun büyüme ve gelişme için ihtiyaçları doğrultusunda artış göstermektedir. Birçok kadın gebelik ve/veya emzirme sırasında, her şeyi yiyebilme ve bazı gıda türlerinin alımı ile ilgili birtakım önyargılı fikirlere sahiptir

 

Belirli besinlere karşı aşırı isteklilik duyulan ve halk arasında adı aşerme olan durumun kesin sebepleri tam bilinmemekle beraber, gebelikte meydana gelen hormonal değişikliklerin veya kan şeker seviyesindeki değişmelerin önemli rolü olduğu bilinmektedir.Aşerme gebeliğin üçüncü ayından itibaren azalmaktadır. Uzun süren aşermeler genellikle psikolojik kaynaklıdır.

2015’de yapılan bir araştırmaya göre hamilelerin %50-90’ında da gözlemlenmektedir. Koku alma duyusunda gelişen hassasiyet sonucu, anne adayları sevdikleri besinlerin kokusunu daha yoğun hissederler ve sonucunda canları çeker ve yemek isterler.Aslında yapılan çalışmalarda bebek annenin depolarını kullandığı için ve anne de beslenmesine gerekli özeni göstermediği takdir de boşalan depolarını dolduramayıp ya da yetersiz ve kalitesiz doldurduğu için annenin biyolojik vücudu eksik olan vitamin ya da mineral istemesi kadar doğal bir şey yoktur.İşte bu durum ise halk dilinde aşerme olarak da geçmektedir.Bu esnada biz Ankara diyetisyenleri olarak anne ve çocuk beslenmesini önemseyip sağlıklı bir birey dünyaya gelmesi için elimizden geleni yapıyoruz.Peki beslenmemizde nelere dikkat etmeliyiz?

  1. Öğün aralarını uzatma, sık beslen!

Herkesin doğasında az biraz tatlı tada düşkünlük vardır. Bu tatlıya düşkünlük durumu; gün içinde sürekli tekrar ediyorsa, öncesinde yorgunluk, halsizlik yaşanıp, yedikten sonra ani enerji artışı ve onu takiben de enerji düşüklüğü olarak kendini gösteriyorsa dikkatli olmakta fayda var!

  • Kalktıktan en geç 1 saat içinde kahvaltı yapmıyorsanız,
  • İki öğün arasında 3 saatten fazla bir süre varsa,
  • Gün içindeki en son öğününüzle sabahki ilk öğününüz arasında 12 saatten uzun bir süre varsa,

hipoglisemi ve beraberinde gestasyonel diyabet riskini tetikleyebilir. Bu durum da ne yazık ki hem sizin hem de bebeğiniz için sağlığı olumsuz etkileyebilir.Anne karnındaki bebeğinizi fiziksel ve bilişsel yönden tehlikeye atabilir.

  1. Fazla karbonhidrat ve yetersiz protein, yağ, posa alımından uzak dur!

Öğün sıklığı kadar öğün içeriği de, sürekli tatlıya yönelmenizde büyük rol oynar. Hamilelikle birlikte plasentadan salgılanan hormonlar, kan şekerinizde dalgalanmalara neden olabilir. Aynı zamanda hamileliğin başlarında yaşanabilen mide bulantıları da sizi karbonhidrat ağırlıklı beslenmeye yönlendirebilir.Özellikle basit karbonhidrat ağırlıklı beslenmeniz sonucunda ise; kan şekeriniz hızlıca yükselir, takiben hızlıca düşer. Ve canınız yine karbonhidrat kaynağı bir besin ister. Bu döngünün devam etmesi de, hamilelerin yaklaşık %18’ini etkileyen gestasyonel diyabet riskini artırabilir.

Peki karbonhidrat tüketimi yasak mı? Tabii ki de hayır…Kompleks karbonhidrat tüketmeye özen göstermelisiniz.Daha sağlıklı olan tam buğday ve tam tahıllı ürünleri tüketin. Yanında da süt, yoğurt, ayran gibi protein, kuruyemişler gibi yağ, sebzeler gibi posa kaynaklarına yer verin. Protein, yağ ve posa; karbonhidratlara göre daha yavaş sindirildikleri için; karbonhidratların sindirimini de yavaşlatarak kan şekerinizin dengelenmesini sağlar. Miktara da dikkat etmeyi unutmayın. Sağlıklı diye ihtiyacınız olandan fazlasını tüketmeniz; sağlıksız kilo artışına ve fazla kiloya bağlı gestasyonel diyabet riskinin artmasına neden olabilir.

  1. Olası Hipoglisemi ve Gestasyonel Diyabet riski için mutlaka doktorundan randevu al!

Tabii ki sadece yaşanan bu tabloları gözlemleyip kendi başınıza tedavi uygulamasına gitmiyorsunuz; mutlaka kadın doğum ve endokrin doktorunuza danışıyorsunuz. Kan tahlilleri sonucuna göre Ankara diyetisyenleri olarak mondesen diyetisyenlerimizden yardım alıyorsunuz…

Yazar Hakkında

1991 yılında Konya' da doğdum.İlk ve ortaöğretimi Özel Diltaş Koleji'nde tamamladıktan sonra geri kalan eğitimimi Ankara'da devam ettim.2014 yılı Başkent Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik bölümü'nden mezun oldum.Mesleğine aşık biriyim.İnsanlara yararlı olduğumu gördükçe mesleğime sımsıkı sarılıyorum.Stajyerken gönüllü olarak birkaç hastanede çalıştım.Çeşitli konularda(talasemi hastalarında beslenme durumunun saptanması,ülser hastalığında probiyotik kullanımının etkisi,böbrek taşlarında beslenmenin önemi,besin alerjisi ve intoleransı vb.) seminerler hazırlayıp sundum.Gezmeyi dolaşmayı yeni yerler keşfetmeyi sevdiğim gibi gittiğim yerlerin yemeklerini de öğrenip menülerimde yer vermeyi severim. Hastalıklarda Diyet Tedavisinin Klinik Uygulamalara Yansıması Sempozyumu, Onkoloji Diyetisyenliği Kursu, 3. Ulusal Sağlıklı Yaşam Sempozyumu, Kardiyoloji Diyetisyenliği Kursu, Çocuk Hastalıklarında Beslenme Sempozyumu, Temel Nütrisyon Güz Kursuna ve ilk 1000 gün anne bebek beslenmesine katılıp sertifika aldım ve Türkiye Yüksek İhtisas Hastanesi ve Ankara Başkent Üniversitesi Hastanesi Tip 2 Diyabet Hastalarında Görülen Kronik Hastalıkların Belirlenmesine Yönelik Araştırması yaptım.Poster sunumumu da 1-5 Yaş Çocuğu Olan Annenin Beslenme Bilgi Düzeyinin Saptanması Araştırması üzerine yaptım.2015 yılında Başkent Üniversitesinde tezli yüksek lisansa başladım ve halen devam etmekteyim.Türkiye Diyetisyenler Derneği üyesiyim.

İlgili Yazılar

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.