Son dönemlerde giderek adını duyurmaya başlayan bir yeme davranış bozukluğu olan drunkoreksia, özellikle gençler arasında yeni trendler arasındayer almaktadır. Özellikle yoğun sosyal hayal ile gelen psikolojik temelli bu bozukluk, maalesef ki bireylerin vücutlarında ciddi ve kalıcı hasarlar oluşturabilmektedir.

Drunkoreksiya nedir?

Son dönemlerde adından bahsettiren drunkoreksiya, aslında “binge drinking” ya da alkolizm ve anoreksiyanın bir karışımı olup temelinde düşük kiloda kalabilme mantığı yatıyor.

Drunkoreksiyalı bireyler genel anlamda öğünlerin yerine alkolü koymakla beraber bu tüketim miktarsal anlamda normalin çok üzerinde tutuluyor. Gündüzleri ve günün ilerleyen saatlerinde kendini açlıktan alkole vurup tıkanırcasına yeme eğilimi gözkür.Bunun yanında alınan fazla kalorilerin yakımı için bireyler aşırı miktarda egzersiz yaparlar.Temel anlamda psikolojik etkilerle de tetiklenebilen drunkoreksiya, bireylerin estetik kaygısı, sosyal yaşam, iş-okul hayatındaki durumlarına göre de etki gösterebilmektedir.

Nedenleri

Araştırmalar drunkoreksiyayı temel anlamda 2 sebep içerisinde topluyor. Bunlardan birisi mükemmel zayıf vücut görüntüsüne sahip olma isteği iken bir diğeri ise kişilerin fazla sosyal ortamlarda bulunması, yaşadıkları bunalımları bu ortamlarda atmak istemesi beraberinde bu duruma fazla ayak uydurmaya çalışmaya bağlı yüksek alkol tüketimi yer alıyor.

Kimlerde gözleniyor?

Drunkoreksiya, anxiete-depresyonu potansiyelli, yoğun iş temposu ve fazla sosyal hayatı olan bireylerde görüleceği gibi daha çok 18-25 yaş arası üniversite dönemi gençlerde de görülebiliyor. Çalışmalara göre bu problem erkeklere nazaran genç kadınlarda daha fazla görülmektedir.Ayrıca 2016 yılı Journal of American College Health’te yayınlanan makaleye göre bu bozukluk özellikle gençlerde gelişmektedir, bu durum anokreksiya ve bulimia vakaları temelleriyle de gelişebiliyor.

Temel tanı kriterleri

  1. Yüksek alkol tüketimi sonucu kalorileri dengelemek için birçok öğünün atlanması
  2. Fazla miktarda tüketilen alkol kalorisini dengelemek için gereğinden fazla egzersiz yapmak
  3. Önceden tüketilen gıdaları kusana kadar veya hasta olana kadar aşırı derecede alkol tüketimi

Yapılan birçok çalışma bireylerin özellikle fiziksel aktivitesindeki artış ile alkol tüketimindeki artışın doğru orantılı olduğunu, bu bireylerde alkol kadar dikkat çeken faktörlerden birisinin de aşırı egzersiz yapmak olduğunu söylüyor.

Fazla alkol tüketildiğinde sağlığımıza zararlarını hepimiz az çok biliyoruz.

  • Başta kanser olmak üzere ,
  • kalp hastalığı(kolesterol,tansiyon),
  • böbrek hastalığı,beyin hücrelerine zarar vererek hücreler arası iletişimi bozar,hücre ölümü ve beyin işleyişini olumsuz etkileyerek kısa ve uzun vadede Parkinson ve Alzheimer gibi nörolojik hastalıklara,
  • Sindirim sistemi hastalıklarına (gastrik,ülser vb.)
  • Karaciğerde yağlı karaciğer, alkolik hepatit, fibrozis, siroz oluşumuna,
  • Pankreaste toksik maddeler oluşturarak pankreatit oluşmasına,
  • Immün sistemin olumsuz etkilenerek bağışıklığın düşmesine,

Sonuç olarak drunkoreksiya;sağlığınıza ciddi hasarlar doğurmaktadır ve fark edildiğinde bir psikolog/psikiyatr ve diyetisyenden yardım alınarak bu problemin çözülmesi gereken bir durumdur. Unutmayın, anlık değil bir ömür bedeninize ve ruhunuza sahip çıkmalısınız 😉 diyet sabır işidir, ilk başta aklınızda karar verip kendinizden emin olmalısınız eğer ki kendinize güvenmiyorsanız samimiyetine ve mesleğini hakkıyla yapan bir diyetisyene uğramanızı tavsiye ederim.Çünkü sağlıklı beslendiğinizde hem hayattan zevk alacaksanız hem de yaşam kaliteniz artmış olacaktır.Sosyal yaşantıdan ‘’uzaklaşacak mıyım’’kaygısı bulunmasın!!! Eğer ki diyetisyeninize güveniyorsanız size her ortamda bir alternatif sunacaktır.

 

 

 

Yazar Hakkında

1991 yılında Konya' da doğdum.İlk ve ortaöğretimi Özel Diltaş Koleji'nde tamamladıktan sonra geri kalan eğitimimi Ankara'da devam ettim.2014 yılı Başkent Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik bölümü'nden mezun oldum.Mesleğine aşık biriyim.İnsanlara yararlı olduğumu gördükçe mesleğime sımsıkı sarılıyorum.Stajyerken gönüllü olarak birkaç hastanede çalıştım.Çeşitli konularda(talasemi hastalarında beslenme durumunun saptanması,ülser hastalığında probiyotik kullanımının etkisi,böbrek taşlarında beslenmenin önemi,besin alerjisi ve intoleransı vb.) seminerler hazırlayıp sundum.Gezmeyi dolaşmayı yeni yerler keşfetmeyi sevdiğim gibi gittiğim yerlerin yemeklerini de öğrenip menülerimde yer vermeyi severim. Hastalıklarda Diyet Tedavisinin Klinik Uygulamalara Yansıması Sempozyumu, Onkoloji Diyetisyenliği Kursu, 3. Ulusal Sağlıklı Yaşam Sempozyumu, Kardiyoloji Diyetisyenliği Kursu, Çocuk Hastalıklarında Beslenme Sempozyumu, Temel Nütrisyon Güz Kursuna ve ilk 1000 gün anne bebek beslenmesine katılıp sertifika aldım ve Türkiye Yüksek İhtisas Hastanesi ve Ankara Başkent Üniversitesi Hastanesi Tip 2 Diyabet Hastalarında Görülen Kronik Hastalıkların Belirlenmesine Yönelik Araştırması yaptım.Poster sunumumu da 1-5 Yaş Çocuğu Olan Annenin Beslenme Bilgi Düzeyinin Saptanması Araştırması üzerine yaptım.2015 yılında Başkent Üniversitesinde tezli yüksek lisansa başladım ve halen devam etmekteyim.Türkiye Diyetisyenler Derneği üyesiyim.

İlgili Yazılar

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.