GEBE DÖNEMİNDE BESLENME

Türk toplumunda ailenin, ailenin içinde de kadının yeri ve önemi büyüktür. Toplumumuzun mutluluğu, onu oluşturan ailelerin mutluluğuna bağlıdır. Bu mutlulukta annenin rolü büyüktür. Çocuk dünyaya getirme, onu besleyip büyütme, ona ilk eğitimi verme görevi annenindir.

Gebelik planlı ya da plansız isteyerek ya da istemeyerek olsun kadın yaşamında gelişimsel bir dönüm noktasıdır, yaşam krizidir ve stres ve anksiyeteyi beraberinde getirir. Eric Erikson bu krizi normal bir yasam krizi olarak tanımlamıştır. Dünya Sağlık Örgütünün 1977 yılındaki tanımına göre düşük; 20. Gebelik haftasından önce, 500 gr’dan az embriyo veya fetüs ve eklerinin tamamının veya bir kısmının uterus kavitesi dışına atılması olayıdır. Gebeliğin 20. haftasına kadar olan ve ağırlığı 500gr ve altında doğan fetuslar düşük olarak kabul edilirler. Gebeliklerin yaklaşık %10’u ilk 12 hafta içinde spontan düşükle sonuçlanır. 12. haftaya kadar olan düşükler erken düşük, 12- 20 haftalar arası geç düşük olarak isimlendirilmektedir

Gebelik 3.trimestre den oluşmaktadır;

Birinci trimester yani ilk üç aylık dönem, bebeğin organ gelişiminin başladığı ve tamamlandığı, anne adayının hamileliğe uyum sağladığı dönemdir. Bebeğin anne karnında geçirdiği ilk 8 haftalık dönemde, hücre ve organ taslakları oluşur.

İkinci trimestre de; bebeğin hızla gelişimini sürdürdüğü, hamilelik döneminde en çok rahat edilen dönemdir. Bu dönemde gebeliğin erken dönemlerinde ortaya çıkan şikayetler önemli ölçüde kaybolur ve vücut gebeliğe uyum sağlar.

Üçüncü trimestre de; gebelerde beslenme göz ardı edilemeyecek kadar çok önemlidir.Çünkü yaklaşık 40 haftanın sonunda dünyaya bir birey getiriyorsunuz.Sağlıklı bir bebek dünyaya getirebilmek için anne beslenmesi çok önemlidir.Eğer annenin depoları kaliteli ise bebek haftasında ve sağlıklı olarak dünyaya gelmektedir.Ama anne kalitesiz dengesiz besleniyorsa hem bebeği için hem de ileri ki yaşlarda kendisinin sağlığı (dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğunun daha sık olması, daha düşük zeka seviyesine sahip olma, okuma-yazma becerilerinin gelişmesinde belirgin azalma) riske girmektedir.

 

Sigara içen annelerin bebeklerindeki risklere şöyle bir göz atalım;

Doğumdan sonra bebekte zatürre ve bronşit riski artar.

  • Sigara içen annelerin bebeklerinde ani ölüm sendromu 2 kat daha fazla görülür.
  • Orta kulak iltihabı ve astım gibi hastalıklar daha fazla görülür.
  • Sigara içen annelerin bebekleri daha sık hastalanır.
  • Gebelik esnasında sigaraya maruz kalan bebekler, büyüdüklerinde daha fazla sigara bağımlısı olabilirler.

Gebelerde alkol tüketimi de diğer bir etkendir.Alkol hızla kana karışır ve plasentaya geçerek direkt bebeğin kanına ulaşır.Alkol fetüse zarar vererek bebeğin tüm hücrelerine zarar vererek büyüme ve gelişmesini olumsuz etkiler.

Fetal Alkol Sendromunu hiç duydunuz mu?

Gebe kalınmadan önce bireyin yoğun bir şekilde alkol tüketmesi sonucunda oluşan bir sendromdur.Planlı ya da plansız gebelikte alkol ve sigaradan uzak durulmalıdır.Alkolun etkisi bebek üzerinde intrauterin gelişme geriliği (bebek doğmadan önce oluşan gelişme geriliği) yani infertilite (kısırlık), düşük (abortus), plesantanın erken ayrılması (bebek eşinin erken ayrılması), bebekte gelişme geriliği, çeşitli baş-yüz gelişim kusurları, zekâ geriliği görülmektedir.

Gebeliğin erken dönemlerinde (sıklıkla 6. gebelik haftasından itibaren) bulantıya sıklıkla rastlanmaktadır. Bu bulantılar kusmayla, iştahsızlıkla ve belli kokulara karşı aşırı hassasiyetle beraber olabilir. Bulantı ve kusmalar sabah daha şiddetli olduğu için bu duruma sabah hastalığı adı verilmiştir. Yalnızca sabahları olan bulantılar yataktan kalkmadan önce alınan tuzlu kraker ve bisküvilerle önlenebilir.

  • Ayrıca gebelikte tükürük salgısının artması bulantıya neden olarak ağızda kötü bir tat oluşturabilir. Limon ve nane gibi içecekler bu sorunu azaltabilir.
  • Gebe kadınlar bulantıyı azaltmak için stres, sigara, rahatsız edici yiyecekler, kokular ve yorgunluktan kaçınmalı, oturdukları yerden yavaşça kalkmalıdır.
  • Mide yanmasında; az ve sık yemek yemeli, yemek aralarında sıvı içilmeli, baharatlı, yağlı ve gazlı (asitli) gıdalardan sakınılmalıdır. Fizik egzersizden 2 saat, yatmadan 1 saat önce yemek yenmemelidir.
  • Bulantı, kusma, mide ekşimesi gibi problemleri olan gebelerin beslenmede öğün sayısını arttırıp yediği miktarı azaltması bebeğin erken dönemdeki gelişimi için önem taşır.
  • Hamilelikte rastlanılan hazımsızlık ve şişkinlik genellikle östrojen ve progesteron hormonlarındaki artışa bağlıdır. Bu hormonlar düz kasları gevşeterek sindirim işlemini

yavaşlatır.

Gebelikte beslenme de aldığınız enerji miktarı ve besin örüntüsü çok önemlidir. İlk 3 aydan sonra, sağlıklı bir bebeğin gelişimi için günlük 300 kalori civarında fazladan enerji alınmalıdır. Gebelik öncesi ağırlığın sürdürülmesi için günlük 2000-2200 kalori ihtiyacı varken gebelikte 300 kalorilik ekle birlikte alınması önerilen günlük kalori miktarı yaklaşık 2300-2500 kaloridir. Anne karnındaki bebeğin büyümesi, ortalama 950 g kadar protein birikmesi demektir.Gebe olmayan kadınlar için önerilen protein 50-60 g iken, gebelik döneminde 70-80 g’a çıkmaktadır.Gebelerin diyetinde kaliteli karbonhidrat, protein, yağ, vitamin ve mineral bulunmalıdır.

  • Gebelik öncesi ağırlık normalse 1-3 ay 150 kalori, 4-9 ay 300 kalori ek yapılır.
  • Gebelik öncesi şişmanlık varsa ek yapılmaz gereksinim kadar verilir. Gebeliğin 4. ayından sonra annenin zayıflatılması sakıncalıdır.
  • Gebelik öncesi çok şişmanlık varsa ilk 3 ay enerji kısıtlı verilse de kısıtlama 1200-1500 kaloriden az olmaz. 4. aydan sonra kısıtlama yapılmaz.
  • Gebelik öncesi zayıflık varsa, ilk 3 ay 250 kalori, 4-9 ay 300 kalori ek yapılır.

 

Mineraller

Gebelik döneminde minerallere olan gereksinim artmaktadır. Bu mineraller içerisinde en önemlileri demir ve kalsiyumdur.

Demir: Gebelikte beslenme programı içinde demirden zengin besinlerin (kırmızı et, kümes hayvanları, kuru baklagiller, kuru meyveler, pekmez, tam tahıl ve zenginleştirilmiş tahıl ürünleri gibi besinler) yer alması önemlidir. Ayrıca demir emilimini engellediği için yemeklerle birlikte çay-kahve içilmemelidir. Yemeklerde mutlaka taze meyve ve suları, salataların (C vitamininden zengin) bulunması demirin vücutta kullanımını artıracaktır. Bakanlığımızca tüm gebelere 16. gebelik haftasından itibaren demir desteğine başlanması ve doğum sonu 3 ay olmak üzere toplam 9 ay süre ile günlük 40 – 60 mg elementer demir verilmesi önerilmektedir.

Kalsiyum: Gebelik süresince kemik yapısını oluşturan kalsiyumun yeterli miktarda alımı, bebeğin iskelet yapısının gelişimine, annenin de kemik kitlesinin korunmasına yardımcıdır. Gebelik süresince yeterli miktarda kalsiyum tüketimi daha sonraki dönemde osteoporoz riskinden gebeyi korur. Gebe kadınların günlük kalsiyum ihtiyacı 1000-1300 mg’dır. 240 g (büyük su bardağı) süt veya yoğurt günlük yaklaşık 300 mg kalsiyum sağlar. Süt ve süt ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler, kuru baklagiller iyi bir kalsiyum kaynağıdır. Primer laktoz intoleransı olan gebelerde ise en iyi kalsiyum kaynakları yeşil sebzeler ve kurubaklagillerdir.

 

 

Vitaminler

Gebelikte günlük 300 kalori enerji eklenmesi ile birlikte B vitaminlerinin (tiamin, riboflavin ve niasin) gereksinmesi de artmaktadır. Yeni vücut hücrelerinin yapımında proteine yardımcı olarak B6 vitamini, B12 vitamini, folik asit için gereksiniminiz artar. Kadınlar yeterli düzeyde folat tükettikleri (400 mcg/gün) zaman nöral tüp defektleri için risk azalmaktadır.

Bakanlığımızca tüm gebeler gebeliklerinin 12. haftasından itibaren 1200 IU (9 damla) günlük tek doz D Vitamini başlaması, gebelik süresince devam edilmesi, doğum sonrası özellikle en az 6 ay, bebek anne sütü almaya devam ediyorsa emzirme süresince kullanması önerilmektedir.

Gebelikte Tüketilmesi Gerekli Besinler Ve Miktarları              

Gebelikten dolayı artan enerji ve besin öğesi ihtiyaçlarının karşılanabilmesi için gebe kadının normal zamanda yediklerine ek olarak tüketmesi gereken besinler, miktarları ve beslenme ilkeleri şunlardır:

  • Bir su bardağı kadar süt veya yoğurt veya 2-3 kibrit kutusu kadar peynir veya 1-2 kaşık çökelek ya da 1,5 çay bardağı lor peynir tüketebilir.
  • Bir adet yumurta veya yumurta kadar et, tavuk, balık. Bu besinler tüketilemiyorsa kurubaklagil yemekleri, mercimekli veya nohutlu çorbalar tüketilebilir.
  • Yemeklerle birlikte C vitamininden zengin sebzeler (maydanoz, kıvırcık, lahana, biber, domates, karnabahar vb.) ve meyveler (kuşburnu, portakal, mandalina, elma, şeftali vb.) tüketilmelidir.
  • Sebzelerin ve kuru baklagillerin haşlama sularının dökülmesi vitamin ve mineral kayıplarına neden olacağı için haşlama suları dökülmemelidir.
  • Yemeklerde iyotlu tuz kullanılmalıdır. Yüksek tansiyon (hipertansiyon) varsa yemekler tuzsuz veya az tuzlu pişirilmelidir.
  • Yemekler dengeli ve düzenli tüketilmelidir.
  • Satın alınırken taze besinler tercih edilmelidir. Konserve, beklemiş besinler ve hazır besinler yerine taze ve doğal besinlerin tüketilmesine özen gösterilmelidir.
  • Besin çeşitliliğine önem verilmelidir. Bu şekilde birçok vitamin ve mineralin vücuda alınması mümkün olacaktır.
  • Sıvı alımı asla ihmal edilmemeli, oturarak günde en az 8-10 bardak su içilmelidir. Özellikle kabızlık şikayeti varsa bol su içerek, kabuğu ile yenen meyveleri tüketerek(4 adet kuru kayısı,2 etli hurma,5 adet kuru kayısı vb.) her öğünde sebze ile salataya yer vererek ve doktor ve diyetisyen kontrolünde yürüyüş yaparak bu sorunun önüne geçilebilir.

 

Gebelik boyunca alınması gereken ideal kilonun,boy ve gebelik öncesi ağırlık alınarak belirlenen  beden kitle indeksi (BKİ) ile hesaplanması daha doğrudur.

 

Gebelik Öncesi BKİ

BKİ: Vücut Ağırlığı (kg) / Boy² (m²)

Gebelikte Alınabilecek Kilo
< 18,5 kg/ m² (zayıf) 12,5-18 kg
18,5-24,9 kg/ m² (normal) 11,5-15 kg
25,0-29,9 kg/ m² (kilolu) 7-11,5 kg
≥ 30 kg/ m² (obez) 5-9 kg

Anahtar kelimeler: gebe beslenmesi,gebelerde alkol tüketiminin sakıncaları, gebelerde sigara tüketiminin sakıncaları,sağlıklı beslenme,gebelerde fetal alkol sendromu,BKI,gebelerde alınması gereken ağırlık,gebelerde vitamin ve mineral,gebelerde demir alımı ,gebelerde kalsiyum alımı…….

 

Yazar Hakkında

1991 yılında Konya' da doğdum.İlk ve ortaöğretimi Özel Diltaş Koleji'nde tamamladıktan sonra geri kalan eğitimimi Ankara'da devam ettim.2014 yılı Başkent Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik bölümü'nden mezun oldum.Mesleğine aşık biriyim.İnsanlara yararlı olduğumu gördükçe mesleğime sımsıkı sarılıyorum.Stajyerken gönüllü olarak birkaç hastanede çalıştım.Çeşitli konularda(talasemi hastalarında beslenme durumunun saptanması,ülser hastalığında probiyotik kullanımının etkisi,böbrek taşlarında beslenmenin önemi,besin alerjisi ve intoleransı vb.) seminerler hazırlayıp sundum.Gezmeyi dolaşmayı yeni yerler keşfetmeyi sevdiğim gibi gittiğim yerlerin yemeklerini de öğrenip menülerimde yer vermeyi severim. Hastalıklarda Diyet Tedavisinin Klinik Uygulamalara Yansıması Sempozyumu, Onkoloji Diyetisyenliği Kursu, 3. Ulusal Sağlıklı Yaşam Sempozyumu, Kardiyoloji Diyetisyenliği Kursu, Çocuk Hastalıklarında Beslenme Sempozyumu, Temel Nütrisyon Güz Kursuna ve ilk 1000 gün anne bebek beslenmesine katılıp sertifika aldım ve Türkiye Yüksek İhtisas Hastanesi ve Ankara Başkent Üniversitesi Hastanesi Tip 2 Diyabet Hastalarında Görülen Kronik Hastalıkların Belirlenmesine Yönelik Araştırması yaptım.Poster sunumumu da 1-5 Yaş Çocuğu Olan Annenin Beslenme Bilgi Düzeyinin Saptanması Araştırması üzerine yaptım.2015 yılında Başkent Üniversitesinde tezli yüksek lisansa başladım ve halen devam etmekteyim.Türkiye Diyetisyenler Derneği üyesiyim.

İlgili Yazılar

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.