Enginar yaprakları geleneksel Avrupa tıbbında safra akışını uyarmak, böbrekleri çalıştırmak ve idrar söktürücü olarak kullanılmış ve halen bu sorunların tedavisinde kullanılmaktadır.Bunun yanı sıra sindirime yardımcı olması, karaciğeri temizlemesi, vitamin ve mineral bakımından zengin olması enginarın diğer faydaları arasında sayılıyor.Ülkemizde de tüketilen “Fransız” veya “Globe” enginarıdır.

Diğer enginar türleri olan “Jerusalem enginarı” ve “Çin enginarı” tamamen farklı bitkilerdir ve bu enginar türlerinin yaprakları veya bitkinin göbeği değil kökü tüketilir.Enginar pahalı olması nedeniyle ülkemizde çok tüketilmemektedir.En azından ayda 2 kez bile tüketilmesini öneririm.Enginarın sağlığımıza faydaları saymakla bitmez.Şimdi enginar tüketildiğinde metabolizmamıza ve kan biyokimyasal bulgularımıza nasıl etkisi olduğunu aşağıda detaylı yazdım.

Sindirim Sistemi: Yüksek oranda besin lifi içeren enginar yaprakları bağırsak hareketi sağlayarak tuvalete çıkmayı kolaylaştırır ve kabızlığı önler.

 

Mide Ekşimesi: Enginar yaprağı, göğüste ağrılı yanma hissine neden olan reflü belirtilerini önemli oranda azaltabilir. Safra akışını arttıran enginar, bağırsak spazmlarını azaltarak mide ekşimesini hafifletir. Ayrıca bulantı, kusma, şişkinlik, ve karın ağrısı gibi sindirime bağlı sorunların pek çoğuna iyi gelir.

Kolesterol: Enginarın kolesterol üzerine etkisi ile ilgili yapılan araştırmalar, enginarın yaprağını tükettirdiklerinde bireylerde aşırı yüksek kolesterolü olanlarda olumlu yönde etkisi bulunduğu, ancak normal değerlere yakın olan yüksek kolesterolü pek düşürmediği görülmüştür.

Anemi: Demir bakımından zengin olan enginar, demir eksikliği anemisi için tüketilmesi önerilen sebzeler arasında yer alıyor. 1 orta boy çiğ enginar (yaklaşık 128 gr, bütün, yapraklarıyla birlikte) günlük demir ihtiyacının %9’unu karşılayacak kadar (1.6 mg) demir içerir. Bitki bu özelliği ile, anemi tedavisine yardımcı olması için tavsiye edilen doğal demir takviyelerinde “özüt” formunda kullanılmaktadır.

İrritabl Bağırsak Sendromu (Spastik Kolon): Hazımsızlık, ağrı, şişlik ve tuvalete çıkamama gibi problemlere neden olan “splastik kolon” oldukça yaygın olarak görülen fonksiyonel bir bozukluktur. Bu rahatsızlığın kesin bir tedavisi yoktur ve belirtilerinin şiddeti beslenme ile yakından ilgilidir.

Karaciğer: Enginar yaprakları kandaki kolesterol düzeyini belirleyen ana enzimin (HMG CoA-redüktaz) üretimini baskılar. Kandaki kolesterol miktarı normal düzeylere çekildiğinde fazla kolesterolü süzmekle görevli karaciğerin yükü hafifler.Ayrıca enginarın yaprakları safra akışını uyararak karaciğerin toksinlerden temizlenmesine yardımcı olur. Ancak safra taşı olan kişilerde enginar yaprağı (gıda ya da tablet formunda) belirtileri şiddetlendirebilir.

İdrar Söktürücü: Enginar yaprağının idrar söktürücü etkisi vardır ve fazla suyun vücuttan atılmasına yardımcı olur. Yaprakların içindeki bileşikler mesaneyi uyarır ve sıvının idrar yoluyla atılmasını sağlar.Eğer idrar söktürücü ilaç kullanıyorsanız, enginar yaprağı yemeniz vücudun susuz kalmasına neden olacak kadar su kaybetmenize yol açabileceği için önerilmemektedir.

Besinleri tüketirken içeriğini etkisini bi nebze bile olsa araştırmanızı öneririm.Diyetisyen kontrolü altında beslenme programı yapıldığında bile diyetisyeninize kullandığınız ilaçlarını mutlaka hatırlatınız.

 

Yazar Hakkında

1991 yılında Konya' da doğdum.İlk ve ortaöğretimi Özel Diltaş Koleji'nde tamamladıktan sonra geri kalan eğitimimi Ankara'da devam ettim.2014 yılı Başkent Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik bölümü'nden mezun oldum.Mesleğine aşık biriyim.İnsanlara yararlı olduğumu gördükçe mesleğime sımsıkı sarılıyorum.Stajyerken gönüllü olarak birkaç hastanede çalıştım.Çeşitli konularda(talasemi hastalarında beslenme durumunun saptanması,ülser hastalığında probiyotik kullanımının etkisi,böbrek taşlarında beslenmenin önemi,besin alerjisi ve intoleransı vb.) seminerler hazırlayıp sundum.Gezmeyi dolaşmayı yeni yerler keşfetmeyi sevdiğim gibi gittiğim yerlerin yemeklerini de öğrenip menülerimde yer vermeyi severim. Hastalıklarda Diyet Tedavisinin Klinik Uygulamalara Yansıması Sempozyumu, Onkoloji Diyetisyenliği Kursu, 3. Ulusal Sağlıklı Yaşam Sempozyumu, Kardiyoloji Diyetisyenliği Kursu, Çocuk Hastalıklarında Beslenme Sempozyumu, Temel Nütrisyon Güz Kursuna ve ilk 1000 gün anne bebek beslenmesine katılıp sertifika aldım ve Türkiye Yüksek İhtisas Hastanesi ve Ankara Başkent Üniversitesi Hastanesi Tip 2 Diyabet Hastalarında Görülen Kronik Hastalıkların Belirlenmesine Yönelik Araştırması yaptım.Poster sunumumu da 1-5 Yaş Çocuğu Olan Annenin Beslenme Bilgi Düzeyinin Saptanması Araştırması üzerine yaptım.2015 yılında Başkent Üniversitesinde tezli yüksek lisansa başladım ve halen devam etmekteyim.Türkiye Diyetisyenler Derneği üyesiyim.

İlgili Yazılar

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.