Kanser, bazı etkilerle değişime uğramış hücrelerin, gerek oldukları yerde gerekse uza knoktalar da kontrolsüz olarak çoğalıp büyümeleri sonucu oluşan kötü hastalıkla rgrubudur. Normalde vücudumuzdaki hücreler belli bir çoğalma/ölme dengesi içerisindedirler .Büyümeye sebep olangenlerde veya hücre ölümünü engelleyen mekanizmalarda bozukluk geliştiğinde kontrolsüz hücre çoğalması gelişir. Yurdumuzda erkeklerde en sık görülen kanser türleri; akciğer,prostat ve kalın barsak; kadınlarda en sık görülen kanser türleri; meme, akciğer ve kalın barsak kanserleridir.Son yıllarda kanser tüm dünyada artış gösteren bir hastalıktır. Dünya Sağlık Örgütü ve Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı’nın verilerine göre 2008 yılında dünya genelinde 12 milyon kişiye kanser teşhisi konulurken, bu rakamın 2030 yılında 26 milyonu aşacağı tahmin edilmektedir.Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, kanserde görülen bu artışın temel üç sebebi; yaşlı nüfusta meydana gelen artış, tütün kullanımı ve obezite salgınıdır. Dünya Kanser Araştırma Kurulu’nun verilerine göre Amerika’da tanımlanan kanserlerin %20’si vücut yağı, fiziksel inaktivite, aşırı alkol tüketimi, yetersiz beslenme ile ilişkilidir ve önlenebilmektedir. Genlerimiz kanser riskini etkilemesine rağmen, insanlar arasındaki kanser riskindeki farklılığın çoğu genetik olmayan faktörlere bağlıdır. Tütün kullanımında kaçınmak, sağlıklı ağırlıkta olmak, yaşam boyunca aktif olmak ve sağlıklı diyet bir bireyin kanser gelişim ve kanserden ölüm riskini ciddi oranda azaltmaktadır. Bu yaşam tarzı değişiklikleri aynı zamanda kalp hastalığı ve diyabet riski gelişimi riskinin azalması ile de bağlantılıdır. Bulunduğumuz tüm yaşlarda ideal kiloda ve yağ yüzdesinde olmak; fazla vücut ağırlığı/yağı mevcutsa ideal ağırlığa ulaşmak, düzenli fiziksel aktivite yapıp yüksek enerjili yiyecek ve içecekleri tüketmekten kaçınmak kanserin önlenmesinde anahtar önerilerdir. Yetişkinler için haftada 150 dakika orta yoğunlukta egzersiz (tempolu yürüyüş, yüzme, bisiklete binme, dans etme v.s), çocuklar ve ergenler için günlük en az 1 saat orta yoğunlukta bir egzersiz; haftanın en az 3 günü kuvvetli bir egzersiz yapmak önerilmektedir. Oturmak, uzanmak ,saatlerce TV seyretmek gibi sedanter davranışların sınırlandırılması gerekmektedir. Besin tercihleri olarak sağlıklı ağırlıkta kalmayı sağlayacak besinler önerilmektedir.  Sosis, salam, sucuk gibi işlenmiş veya kırmızı et tüketiminin sınırlandırılması; kırmızı et yerine ağırlıklı olarak tavuk,hindi , balık gibi beyaz etlerin tercih edilmesi, günlük en az 5 porsiyon sebze-meyve tüketilmesi gerektiği; işlenmiş tahıllar ve diğer gıdalar( beyaz ekmek, poğaça, şeker, yüksek oranda şeker içeren kahvaltılık gevrekler, yüksek şeker içeren gıdalar) ve posası düşük gıdalar (beyaz pirinç, patates gibi ) yerine tam tahıllı gıdaların (tam buğday/tam tahıl ekmeği, buğday, bulgur, yulaf ezmesi, makarna v.s)  tüketilmesi, alkol tüketiminin sınırlandırılması yine önemli öneriler arasındadır. Özellikle etlerin pişirme şekillerine dikkat edilmesi; fırında, haşlama, buğulama gibi yöntemlerin kızartma/kavurma yerine tercih edilmesi doğru olacaktır. Izgara yaparken dikkat edilmesi gereken ise etin ateşe en az 15 cm uzaklıkta olması gerektiğidir. Etin ateşle teması mutlaka engellenmelidir.  Sebzeler pişirilirken kavurma, soslama, kızartma gibi yöntemler uygulanmamalı, en doğru olarak kendi suyunda kısık ateşte pişirilmelidir. Besin etiketi okumak sağlıklı tercihler yapmak adına önem kazanmaktadır. “Yağsız”, “düşük yağlı” ibarelerinin besinlerde yer alması onların düşük enerjili olduğu anlamına gelmez. Yüksek enerjili besinler tüketileceği zaman çok az miktarlarda tüketilmeli; kızartılmış patates, cipsler, yağlı pastane ürünleri, şekerlemeler gibi enerji yoğunluğu yüksek besinler yerine sebze-meyve, kurubaklagil, süt, yoğurt , az şekerli veya şekersiz yapılmış sütlü tatlı alternatifleri tercih edilmelidir. Asitli içecekler, hazır meyve suları,enerji içecekleri gibi şekerli içeceklerin tüketimi sınırlandırılmalıdır. Brokoli, karnabahar, lahana, roka, karalahana, turp, şalgam, tere gibi sebzeler kükürtlü sebzelerdir. Bu sebzeler kükürt içeren bir maddeyi barındırmakta, bu maddenin sindirimi ile oluşan bileşikler ise kansere karşı koruyucu etki göstermektedir .Yapılan hayvan çalışmalarında bu bileşiklerin meme, akciğer, mide, bağırsak gibi çeşitli organlarda kanser gelişimini durdurucu etki gösterdiği görülmüştür. Görüldüğü üzere beslenme kanserin önlenmesinde oldukça büyük bir öneme sahiptir; yapacağınız ufak yaşam tarzı değişiklikleri ile kanserden korunmaya destek olabilirsiniz.

Yazar Hakkında

02.05.1993 tarihinde Alanya'da doğdum. İlk ve orta öğrenimimi Alanya'da tamamladıktan sonra Başkent Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü'nü tam burslu olarak kazandım ve 2015 yılında bölüm birincisi olarak mezun oldum. Şu an Alanya'da özel bir hastanede diyetisyen olarak görev yapmaktayım. Aynı zamanda Acıbadem Üniversitesi'nde kendi alanımda yüksek lisansımı tamamlamak üzereyim. Sitemizde siz değerli okurlarımızla beslenme ile ilgili doğru bilinen yanlışlar, öneriler ve sağlıklı yaşam gibi güncel konular hakkında paylaşımlarda bulunacağım. Bu uygulamanın siz değerli okurlarımız için faydalı olacağını umuyorum.

İlgili Yazılar

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.