Ekşi ve hafif acı tadı olan Greyfurt bir subtropikal narenciye çeşididir. Greyfurt, ilk olarak tatlı portakal ile çapraz bir melez meyve olarak Batı Hint Adaları olan Barbados’da yetiştirildi. Daha sonra ve özellikle son yıllarda bütün dünyaya yayıldı. Ülkemizde ise son 8-10 yılıdır çok yaygın olarak tüketilmekte ve aynı şekilde üretilmektedir.

Greyfurt yaygın olarak daha çok Çin’de ve  Amerika Birleşik Devletlerinde yetiştirilmektedir. Hafif sarı kalın bir tabakaya sahiptir. İç kısmı portakala benzer. Meyve çok sulu ve kırmızı, beyaz renklerde yetişir. Bazıları çekirdeksiz yetişir, bazılarında ise tohumlar bulunur.

Greyfurt sağlık açısından çok faydalı olan bir çok vitamin, mineral ve besin içermektedir. Özellikle lif ve protein açısından çok zengindir. Folatlar açısından zengin olan greyfurt aynı zamanda, Niasin, Pantotenik asit, Piridoksin, Riboflavin, Tiamin, A vitamini ,C vitamini ,E vitamini ve K vitamini içermektedir. Potasyum açısından çok zengin olduğu söylenebilir. Ayrıca mineraller açısından da zengin olan greyfurt Kalsiyum,Bakır ,Demir ,Magnezyum ,Manganez, Fosfor ,Selenyum ve Çinko içermektedir. Beta Karoteni bol miktarda içerir ve aynı zamanda Likopen deposu olduğunu söyleyebiliriz.

 

Peki greyfurt tüketirken nelere dikkat etmeliyiz? Ve hangi ilaç kullanırken neler yapmalıyız? Greyfurtu tamamen hayatımızdan çıkarmalı mıyız? Tüm bu sorun cevaplarını aşağıda cevapladım…

Besin ilaç etkileşimi diye bir durum söz konusudur.Bazı ilaçları vücudumuza aldığımız zaman bazı besinleri belli saatlerde tüketmememiz gerekir.Şimdi size besin-ilaç etkileşimini kısaca anlatayım.

Besin-ilaç etkileşimi;

ilaç ile bitkisel kökenli bir besin, besin öğesi veya bitkisel özütün, fiziksel, kimyasal veya fizyolojik ilişkisinin bir sonucu olarak tanımlanmaktadır.Besin-ilaç etkileşimleri; ilacın biyoyararlılığının azalmasına bağlı olarak tedavinin etkinliğinin azalması, ilacın biyoyararlılığının artmasına bağlı olarak yan etki riski veya toksisite gibi etkilerle sonuçlanmaktadır

Diyet bileşenleri, ilaç emilimi, dağılımı, metabolizması ve atımını, fizyolojik veya fizikokimyasal mekanizmalar aracılığıyla değiştirebilirler.Çeşitli içeceklerin içerdiği maddelerin bağırsakta ilaç metabolizmasındaki enzim ve taşıyıcıların fonksiyonlarını değiştirmesi ile ilaç yararlanımını etkilediği bildirilmiştir. Birçok meyve suları, çay, şarap, bira ve bazı diyet bileşenlerin karaciğerdeki sitokrom P450 (CYP 450) aktivitesi üzerine etkilerini klinik çalışmalarda  görülmektedir.

Besin-ilaç etkileşimlerinde temel hedef sistem; bağırsak, böbrek, akciğer, beyin gibi organlar ve karaciğer hücrelerindeki endoplazmik retikulumlarda bulunan, Faz I enzimleri arasında ilaç metabolizmasını en çok ilgilendiren CYP 450 izoenzim sistemidir. Sitokrom P450 enzim sistemi; steroidler, hormonlar, prostoglandinler, lipitler ve yağ asitleri gibi birçok endojen maddenin metabolizmasında ve oral olarak alınan ekzojen bileşiklerin detoksifikasyonunda görevlidir

Greyfurt Suyu

Greyfurt suyu ve ilaç etkileşimini çok sayıda çalışma konu almıştır. Klinik açıdan önemli olup ilaç etkileşmeleri kapsamýnda son 10 yıllık bir araştırma sürecinde ilgi çeken bir gelişmede greyfurt suyu-ilaç etkileşmesidir. 1989’da Kanadalı bir grup araştırmacı, alkol-ilaç etkilemeleriyle ilgili bir çalışmaları sırasında, alkol uygularken taşıyıcı sistem olarak kullandıkları greyfurt suyunun bazı kalsiyum kanal blokerleri ile etkileştiğini rastlantısal olarak saptamalar ve Lancet’de “short report” olarak sunmuşlardır. Bu raporda, greyfurt suyunun bu etkisinin spesifik olduğu belirtilmiştir. Greyfurt suyunun ilaçlarla olan etkileşimi ve ilaç farmakokinetiğinde yaptığı değişiklikler, ilaç konsantrasyonu ve etki arasındaki ilişkilerle greyfurt suyuna bireysel yanıtlar birden klinik bir önem kazanmaya başlanmış Greyfurt suyuyla etkileşen ilaçlar, karaciğer ya da intestinal bölümde sitokrom P-450 enzim sistemiyle metabolize olan ilaçlardır. Greyfurt suyunun içerdiği flavonoidler bu enzim sistemine bir substrat gibi bağlanarak enzimi inhibe etmekte ve biyoyararlanımı bozmaktadırlar. “Naringin” greyfurt suyundaki temel biyoflavanoiddir. Naringin, potent bir sitokrom P-450 inhibitörü değildir ancak, bağırsak bakterileri tarafından kısmen “naringenin”e metabolize olur ki, bu madde güçlü bir sitokrom P-450 inhibitörüdür ve bazı araştırıcılarca greyfurt suyunun etkisinden sorumlu olan bileşen olduğunu düşünmektedir. Ancak, greyfurt suyunda henüz tanımlanamamış başka bileşenlerin de etkisi olabileceği üzerinde araştırmalar sürmektedir. Greyfurt suyu ve ilaç etkileşmelerinde en iyi tanımlanan ilaç “terfenadin”dir.Greyfurt suyunun tüketiminden sonra oral yolla alınan birçok ilacın biyoyararlılığının arttığı bildirilmiştir.

Kardiyovasküler hastalığı olan bireylerde coumadin kullanıldığı takdirde 3 saat önce ve 3 saat sonra kuralına uymaları gerekmektedir.Yani bu hastalarda doktor ve diyetisyen kontrolünde greyfurt ya da greyfurt suyu tüketebilmektedir.Unutmayınız ki tam olarak yasak yoktur sadece tüketim miktarını ve zamanını iyi bilmeniz gerekmektedir.

Greyfurt tüketildiğinde sağlığımıza faydaları nelerdir?

  • Greyfurt suyu özellikle solunum sistemi için faydalıdır. Antioksidan özelliği vardır ve bol miktarda C vitamini solun yolu için fayda sağlar.
  • Greyfurt suyu astım, bronşit ve nefes darlığı gibi hastalıklara iyi geleri. Göüşste rahatlama sağlayabilir.
  • Öksürük, üşütme, soğuk algınlığından kaynaklanan boğaz ağrılarını giderici özelliği vardır.
  • Greyfurt suyunun greyfurt meyvesinde olduğu gibi karaciğer sağlığına katkısı vardır, karaciğeri toksinlerden temizleyebilir.
  • Sindirim sistemi için sağlıklı bir besin olan greyfurt suyu bağırsakların hareket etmesini sağlar, mide sağlığına katkıda bulunur. Bağırsakları temizleyici özelliği vardır.
  • Böbrek taşlarını engelleyici özelliğinin olduğu düşünülmektedir.
  • Greyfurt suyu saç ve cilt sağlığı için faydalı c vitamin ve mineraller içerir.
  • Greyfurt suyu göz sağlığına faydalı olduğu gibi aynı zamanda bünyenin enfeksiyon hastalıklarıyla mücadelesini arttırır.

Yazar Hakkında

1991 yılında Konya' da doğdum.İlk ve ortaöğretimi Özel Diltaş Koleji'nde tamamladıktan sonra geri kalan eğitimimi Ankara'da devam ettim.2014 yılı Başkent Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik bölümü'nden mezun oldum.Mesleğine aşık biriyim.İnsanlara yararlı olduğumu gördükçe mesleğime sımsıkı sarılıyorum.Stajyerken gönüllü olarak birkaç hastanede çalıştım.Çeşitli konularda(talasemi hastalarında beslenme durumunun saptanması,ülser hastalığında probiyotik kullanımının etkisi,böbrek taşlarında beslenmenin önemi,besin alerjisi ve intoleransı vb.) seminerler hazırlayıp sundum.Gezmeyi dolaşmayı yeni yerler keşfetmeyi sevdiğim gibi gittiğim yerlerin yemeklerini de öğrenip menülerimde yer vermeyi severim. Hastalıklarda Diyet Tedavisinin Klinik Uygulamalara Yansıması Sempozyumu, Onkoloji Diyetisyenliği Kursu, 3. Ulusal Sağlıklı Yaşam Sempozyumu, Kardiyoloji Diyetisyenliği Kursu, Çocuk Hastalıklarında Beslenme Sempozyumu, Temel Nütrisyon Güz Kursuna ve ilk 1000 gün anne bebek beslenmesine katılıp sertifika aldım ve Türkiye Yüksek İhtisas Hastanesi ve Ankara Başkent Üniversitesi Hastanesi Tip 2 Diyabet Hastalarında Görülen Kronik Hastalıkların Belirlenmesine Yönelik Araştırması yaptım.Poster sunumumu da 1-5 Yaş Çocuğu Olan Annenin Beslenme Bilgi Düzeyinin Saptanması Araştırması üzerine yaptım.2015 yılında Başkent Üniversitesinde tezli yüksek lisansa başladım ve halen devam etmekteyim.Türkiye Diyetisyenler Derneği üyesiyim.

İlgili Yazılar

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.